Kan emen kum sineği, dalakta ve karaciğerde büyümeye neden oluyor

30.07.2023
83
Kan emen kum sineği, dalakta ve karaciğerde büyümeye neden oluyor

Kan emen kum sineği, dalakta ve karaciğerde büyümeye neden oluyor

Çukurova Üniversitesi Karaisalı Meslek Yüksekokulu Tedris Görevlisi Doç. Dr. Hakan Kavur, halk içinde “yakağan” olarak malum kum sineklerinin birçok hastalığa neden bulunduğunu belirtti. Doç. Dr. Kavur, ”Yakağanlar ısırdığında iç organlar formu dediğimiz lenf düğümlerindeki damarları tıkayarak şişmelere, dalakta ve karaciğerde büyümeye neden oluyor.” dedi.

Duvar çatlaklarına larva bırakarak çoğalan kum sineklerini araştıran Çukurova Üniversitesi Karaisalı Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı tedris görevlisi, hem de Tıbbi Parazitoloji Laboratuvarı’nda araştırmalar icra eden Doç. Dr. Hakan Kavur, Adana’da 8 değişik yakağan türünün kan emme sırasında insanlara “doğu çıbanı” hastalığını bulaştırdığını belirtti.
Deri hastalıklarının yanında karaciğer, dalak ve kemik iliğinin makrofajlarını enfekte edip orada çoğalabilen hücre içi parazitik bir enfeksiyon olan “kala-azar” hastalığını da insanlara taşıyabildiğini özetleyen Doç. Dr. Kavur, sineğin popülasyonunun bitirilmesinin olası olmadığını sadece faal önemlerle denetim dibine alınabileceğini altını çizdi.
Doğal atıkların olduğu bölgelerde larvaların yetiştiğini söyleyen Doç. Dr. Kavur, ”Sivrisinek larvası ile yakağan larvası birbirinden farklılık gösteriyor. Sivrisineğin larvası suda ergin forma dönüşürken, yakağanınki gübrelerin, naturel atıkların, dışkıların bulunmuş olduğu ortamlarda ergin forma dönüşüyor. Sulak alanları saptamak, karasal ortamda bulunan naturel atıkların bulunmuş olduğu yeri tespit etmekten kolaydır. Bundan dolayı yakağanla savaşım etmek sivrisinekle savaşım etmekten daha zor olsa gerek. Hayvan barınaklarının duvarındaki çatlaklarda gündüzü geçirip, geceleri de barındığı noktadan çıkıp, insanların kanını emiyor” dedi.
Doğu çıbanın deride geçmeyen yaralara neden olduğu kaydeden Doç. Dr. Kavur, ”Öteki bulaştırdığı rahatsızlık ise kala-azar. Adana’da bu 2 hastalığı taşıyan baskın yakağan türü Phlebotomus tobbi türüdür. Bunların fizyolojik olarak vermiş olduğu kan emme, kaşınma şeklinde rahatsızlıklardan fazlaca, taşımış olduğu hastalıklar daha mühim bir mevzudur. Fizyolojik rahatsızlıklar daha ivedi geçerken bulaştırdığı hastalıklar ise daha geç atlatılıyor. Yakağanlar ısırdığında iç organlar formu dediğimiz lenf düğümlerindeki damarları tıkayarak şişmelere, dalakta büyümeye, karaciğerde büyümeye neden oluyor.” diye konuştu.
Larva ve erişkinlerle savaşım etmek için hayvancılıkla uğraşan kesimin daha dikkatli olması icap ettiğini belirten Doç. Dr. Kavur, “Yurttaşlarımıza gübrelerin üstüne lavrasit ilacı sıkmalarını öneriyoruz. Ergin mücadelesinde ise, hayvancılıkla uğraşılan alanlarda ahırlara, eski yapıların olduğu alanlarda ise, duvar çatlaklarına insektisit ilacı uygulamasını yapabilirler. Bu canlıların popülasyonu bitirilemez fakat denetim dibine alınabilir.” dedi.
Bknz:   Kapalı alan hava kalitesine dikkat! İşte alınması gereken önlemler
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Kadın Günü | Sorun Ne? | Kremler | Bilimsel | Erzurum Haber | Lakaplar | Biyografi